Dinden çıkanlar ne yapmalı ?

Duru

New member
Ayrıca insanlarla anlaşabilmek için bütün konularda uzlaşmak gerekmez. İki kişi aynı metafizik görüşü paylaşmadan da birlikte gülebilir, çalışabilir, yardımlaşabilir ve birbirlerine değer verebilir.

Farklılıkların olduğu yerde saygı, benzerliklerin olduğu yerde ise samimiyet gelişebilir. İkisi birbirinin düşmanı değildir.

10. Dinden Çıkınca Hemen Yeni Bir Kimlik Bulmak Zorunda mısınız?

İnsanlar bazen bir kimlikten uzaklaştıklarında hemen başka bir kimliğe sarılmak ister. Çünkü belirsizlik rahatsız edicidir. Eskiden kendinizi belirli bir topluluğun parçası olarak tanımlıyorken şimdi “Ben kimim?” sorusuyla karşılaşabilirsiniz.

Ancak bu soruya aynı gün cevap vermek zorunda değilsiniz.

Ateist, agnostik, deist, inançsız veya başka bir tanımlama kullanmak size uygun gelebilir. Bazı insanlar bu etiketlerden hiçbirini tercih etmez. Bazılarıysa zaman içinde farklı tanımlamalar kullanır. Önemli olan, bir etiketi sırf boşluğu doldurmak için benimsemek yerine neyi ifade ettiğini anlamaktır.

Ateizm, genel olarak tanrılara inanmayı reddetme veya tanrılara inanmama durumuyla ilişkilendirilir. Agnostisizm ise Tanrı'nın varlığı gibi metafizik meselelerde bilginin mümkün olup olmadığına veya kişinin neyi bilebileceğine odaklanır. Bu kavramların farklı yorumları bulunduğundan herkesin kendisini aynı şekilde tanımlaması beklenemez.

Bir başka önemli nokta da şudur: Bir dinî görüşü bırakmak, onun karşısındaki her görüşü otomatik olarak kabul etmek demek değildir.

Düşünceleriniz zamanla gelişebilir. Bugün kesin bulduğunuz bir konuda yarın yeni bir gerekçeyle karşılaşabilirsiniz. Bu durum, düşünsel tutarlılığınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez. Yeni bilgiler ışığında görüş değiştirebilmek, doğruya yaklaşmanın yollarından biridir.

Kısacası, eski kimliğinizden uzaklaştığınızda hemen yeni bir üniforma giymeniz gerekmiyor. Bazen bir süre kendi kıyafetinizle dolaşmak daha iyidir.

11. Bu Süreci Daha Sağlıklı Yönetmek İçin Küçük Bir Yol Haritası

Konuyu somutlaştırmak isteyenler için birkaç uygulanabilir adım sıralayalım.

Birinci adım: Düşüncelerinizi yazın. Sizi rahatsız eden soruları, kabul ettiğiniz fikirleri ve henüz emin olmadığınız konuları ayrı ayrı not edin. Böylece bütün meselelerin birbirine karışmasını önleyebilirsiniz.

İkinci adım: Kaynaklarınızı çeşitlendirin. Yalnızca size katılan kişileri dinlemeyin. Farklı görüşlerin gerekçelerini inceleyin, iddiaları kanıtlarla karşılaştırın ve bilmediğiniz kavramları öğrenin.

Üçüncü adım: Sosyal çevrenizi değerlendirin. Size saygı duyan, gerektiğinde soru sorabilen ve cevaplarınızı dinleyebilen insanlarla ilişkilerinizi güçlendirin. Bunu yaparken eski arkadaşlarınızı yalnızca farklı inançlara sahip oldukları için hayatınızdan çıkarmayın.

Dördüncü adım: Güvenliğinizi ve bağımsızlığınızı önemseyin. Özellikle aile baskısı veya ekonomik bağımlılık söz konusuysa önemli kararları planlı biçimde alın. Kendinizi tehlikeye atmak zorunda değilsiniz.

Beşinci adım: Ahlaki değerlerinizi gözden geçirin. Dürüstlük, adalet, merhamet, özgürlük ve sorumluluk gibi kavramların sizin için ne anlama geldiğini düşünün. Bunları günlük davranışlarınıza nasıl yansıtacağınızı belirleyin.

Altıncı adım: Hayatınızı ihmal etmeyin. Uyku, beslenme, hareket, iş, eğitim, arkadaşlık ve dinlenme gibi gündelik ihtiyaçlarınızı koruyun. Büyük sorular üzerine düşünürken küçük hayatınızı unutmayın.

Yedinci adım: Belirsizliğe izin verin. Bütün soruların cevabını bugün bulamayabilirsiniz. Bu, düşünmeyi bırakmanız gerektiği anlamına gelmez. Sadece kendinize insan olmanın doğal sınırlarını hatırlatır.

Bu adımlar herkes için aynı sırayla uygulanmak zorunda değildir. Kiminin önce güvenli bir çevreye, kiminin bilgiye, kiminin de duygularını toparlamak için zamana ihtiyacı vardır.

12. Forumdaki Arkadaşlara Son Birkaç Söz

Bence dinden çıkan veya inancını sorgulayan bir insanın önündeki en büyük meselelerden biri, başkalarının kendisi hakkında ne düşüneceğinden önce kendi hayatını nasıl yaşayacağını belirlemektir.

İnsan bazen ailesinin gözünde hayal kırıklığına uğramaktan, arkadaşlarını kaybetmekten veya yıllarca inandığı şeyleri yeniden değerlendirmekten korkabilir. Bu korkular küçümsenecek duygular değildir. Aynı zamanda bu duyguların varlığı, kişinin kendi düşüncelerini sorgulamaktan vazgeçmesi gerektiğini de göstermez.

Kimseyi inanmaya veya inanmamaya zorlamak doğru değildir. Bir insanın dinî inancını koruması da değiştirmesi de kendi düşünsel değerlendirmeleriyle ilgili bir meseledir. Önemli olan, kararın korkutma, tehdit veya baskıyla değil, mümkün olduğunca özgür ve bilinçli biçimde alınabilmesidir.

Üstelik hayat yalnızca Tanrı'nın varlığı veya yokluğu hakkındaki tartışmalardan ibaret değil. Sabah işe gitmek, arkadaşına yardım etmek, çocuğuna sevgi göstermek, yanlış yaptığında özür dilemek, bir hayvanı korumak, bir insanı dikkatle dinlemek de yaşadığımız dünyanın gerçek parçalarıdır.

İnsan büyük sorulara cevap ararken küçük iyilikleri ertelememeli.

Bir de forum kültürüne küçük bir önerim var: Birisi “Dinden çıktım, ne yapmalıyım?” diye sorduğunda ona hemen elli maddelik bir kurtuluş programı sunmayalım. Önce neden böyle hissettiğini soralım. Belki yalnızca konuşmaya ihtiyacı vardır. Belki ailesinden korkuyordur. Belki okuduğu bir kitap kafasında yeni sorular oluşturmuştur. Belki de uzun zamandır düşündüğü bir kararı ilk kez dile getiriyordur.

Her hikâyeye aynı cevabı vermek, insanları dinlemeden reçete yazmaya benzer. Üstelik forumun doktoru da belli değil; hepimiz klavyenin başında uzman kesilince işler biraz karışıyor!

Peki, sizce asıl mesele nedir?

Bir insanın inancını değiştirmesi mi, yoksa çevresinin bu değişikliği kabul edememesi mi?

İnançlı ve inançsız insanların gerçek anlamda birbirini anlayabilmesi mümkün mü? İnsan, çocukluğundan beri öğrendiği değerleri sorgularken hangilerini koruyacağına nasıl karar vermeli?

Belki de en önemli soru şudur: Bir insanın neye inandığından bağımsız olarak, onun özgürlüğünü ve onurunu korumak için nasıl bir toplum kurmalıyız?

Bence tartışmaya buradan başlamak, birbirimize etiket yapıştırmaktan çok daha verimli.

Çünkü insanın düşünceleri değişebilir, soruları çoğalabilir, cevapları dönüşebilir. Fakat farklı düşündüğümüz için birbirimize insanlık dışı davranmak zorunda değiliz.

İnancını değiştiren birine söylenecek en anlamlı söz belki de şudur: Kendini tanımaya çalış, başkalarının haklarına saygı göster, kendi haklarını da unutma ve hayatını yalnızca bir tartışmanın içine hapsetme.

Sonuçta hepimiz hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz. Kiminin elinde dinî metinler, kiminin elinde felsefe kitapları, kiminin elinde bilimsel araştırmalar var. Kiminin çantası dolu, kimininki hafif. Ama yol boyunca birbirimize nasıl davrandığımız, üzerinde düşünmeye değer ayrı bir mesele.

Şimdi söz sizde: İnancını kaybeden veya değiştiren biri için en önemli şey sizce özgürce düşünebilmek mi, ailesiyle ilişkilerini korumak mı, yoksa kendisine yeni bir yaşam amacı bulmak mı?

Güvenlik adımlarını daha somutlaştırBaşlık biçimini tamamen tutarlılaştır

Güvenlik adımlarını daha somutlaştır

Başlık biçimini tamamen tutarlılaştır

Tekrarlanan fikirleri sıkıştır
 
Üst