Nalıncı keseri gibi kendine yontmak nedir ?

Savgat

Global Mod
Global Mod
Kendine Yontmak: Bir Hikâye Üzerinden Anlamak

Bir gün, eski bir kasabada, herkesin yaşadığı alışılmış hayatlarından bir parça dışarı çıkıp farklı bir şeyler deneyimlemeyi dilediği o güzel ama sıradan bir sabah, bir olay yaşandı. Olay, kasabanın en bilge insanlarından biri olan Ziya'nın başına geldi. Bu hikâye, belki de hepimizin bazen farkında olmadan yaptığı bir davranışın, ne kadar köklü ve güçlü bir anlam taşıdığını anlatıyor.

Kasaba halkı Ziya’yı severdi. Herkesin sorunlarına çözüm bulan, her olayı detaylı şekilde inceleyen, adeta her zaman doğru bildiği yolu bulmayı başaran bir adamdı. Ama o gün, Ziya'nın fark etmediği bir şey vardı: Her çözüm, bir bedel ödemeyi gerektiriyordu. Ve o bedeli bir şekilde kendine yontmak, başkalarının gözünde sorunları çözmenin dışında ne kadar anlamlıydı?

Ziya’nın Çözüm Yolu

Ziya, her sabah olduğu gibi kasaba meydanında yürüyordu. O gün, kasaba halkı onun çözümlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyordu. Çiftçiler, topraklarının verimsizliğinden şikayet ediyordu. Tacirler, her geçen gün artan girdi maliyetlerinden endişeliydi. Kadınlar, evdeki düzenin bozulmasından dolayı mutsuzdu. Ziya, halkın endişelerini duydu ve hepsine farklı bir çözüm sundu. Çiftçiye toprak analizini, tacire daha düşük maliyetli malzeme teminini, kadınlara ise evdeki düzeni nasıl toparlayacaklarını anlattı.

Ama Ziya, çözümünü bir türlü kendi hayatına uyarlayamıyordu. Evet, kasaba halkı mutlu olmuştu, ama Ziya’nın kendi hayatında işler pek de yolunda gitmiyordu. Ziya, doğru bildiği tek şeyin, başkalarına çözüm sunmak olduğunu düşünüyordu. Ancak, bir noktada kendine yontmaya başladığı bu çözümler, kasaba halkı için geçici bir rahatlama sağlarken, Ziya için uzun vadeli bir yalnızlığa dönüşüyordu.

Elif’in Empatik Yaklaşımı

Ziya’nın hayatındaki bu çıkmazı fark eden tek kişi Elif’ti. Elif, kasabanın en empatik kadınıydı. Herkesin gönlünü alır, dertlerine çözüm arar, ama en önemlisi insanları anlamaya çalışırdı. Ziya’nın kasaba halkı için bulduğu çözümleri fark ettiğinde, onu bu döngüden çıkarabilecek bir şeyler yapmayı düşündü. Fakat Elif’in yaklaşımı, Ziya’dan farklıydı. O, çözüm aramak yerine, Ziya’yı dinlemeyi seçti.

Bir gün, Ziya'nın kasaba meydanındaki meydanına geldi. Ziya, kasaba halkına anlatacak yeni bir çözüm arayışındayken, Elif ona yavaşça yaklaştı ve şöyle dedi:

“Ziya, senin her bir önerin mükemmel olabilir, ama sen neden bu kadar yoruldun? Neden her zaman başkalarının yükünü taşıyorsun?”

Ziya şaşkın bir şekilde Elif’e baktı. O anda fark etti ki, Elif'in söylediklerinin, kasaba halkının dertlerine çözüm olmaktan çok daha önemli bir yeri vardı. Elif’in yaklaşımı, "herkese yardımcı olmak" gibi basit bir çözümden daha derindi: O, insanları anlamak ve duygusal bağ kurmak istiyordu. Çünkü bir insanı anlamadan, sadece çözüm önermek hiçbir zaman gerçek anlamda rahatlatmazdı.

Ziya’nın Kendine Yontması

Ziya, Elif’in sözlerini düşündü. Kendine yontmak, bir çözüm önerisinin ardından arka planda kalan duygusal yükleri düşünmeden ileriye gitmekti. Ziya, başkalarına çözüm bulurken, kendisini adeta göz ardı ediyordu. Her zaman başkalarına faydalı olmak için uğraşırken, kendine çözüm aramayı unutuyordu. Ama Ziya, bunu fark etmiyordu. Her ne kadar kasaba halkı için bir çözüm sunmayı başarsa da, kendi yaşamında bir çözüm geliştiremiyordu.

Ziya, kasaba halkının yaşamındaki sorunları çözüp onları rahatlatmayı istiyordu ama bu, kendi hayatında dengeyi bulmasına engel oluyordu. "Kendine yontmak" deyimi, Ziya’nın çözüm önerilerinin ötesine geçip, her zaman başkalarına yardım etmek için kendini ihmal etmesiydi.

Elif’in samimi yaklaşımı ise, Ziya'ya kendisini de anlamayı ve içsel huzurunu bulmayı hatırlattı. Elif, çözümün başkalarına değil, önce Ziya’nın kendi içindeki dengeyi bulmasında olduğunu fark etmişti. Ziya, Elif’in öğütleriyle, yardım ettiği kişilere yönelik çözümleri bir kenara bırakıp, önce kendisiyle yüzleşmeye başladı.

Sonuç: Kendine Yontmak ve Toplumsal Etkileri

Ziya, başkalarına çözüm sunmanın önemini fark etti. Fakat Elif’in öğretileriyle, kendisine de çözüm aramayı öğrendi. Kendine yontmak, başkalarına yardım etme çabasında, kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını göz ardı etmesiydi. Toplumsal olarak, bu davranış zamanla bireyleri tükenmişliğe sürükleyebilir. Ziya, kasaba halkı için yaptığı iyilikleri ve çözümleri bir kenara bırakıp, kendi iç huzurunu bulmaya karar verdi.

Hikayede olduğu gibi, hayatımızda da bazen kendimize yontmak, çözüm odaklı olmaktan daha fazlasını gerektirir. Kendi duygusal ihtiyaçlarımıza da özen göstermek, başkalarına sunduğumuz yardımların daha etkili ve kalıcı olmasını sağlar.

Sizce, kendi yaşamımızda çözüm ararken, başkalarına sunduğumuz yardımlar, kişisel dengesizliğimizi nasıl etkileyebilir? Kendimize yontmanın, toplumdaki etkileri üzerine düşünmek ne kadar önemli?

Hikayenin sonunda Ziya’nın içsel bir değişim geçirmesi gibi, belki de bizler de kendi hayatımızda dengesizliğe yol açan bu "nalıncı keseri" döngüsünden bir çıkış yolu bulabiliriz.